Nazar Değmesine Okunacak DualarGoogle

Sual: Değmesi Var mıdır? Değmesine İyi Gelecek Dualar Hangileridir.

Cevap: İnsanlara, Hayvanlara Bir Eşyaya veya Mala Mülke Nazar Değer. Nazar Canlıları Hasta Yapar. Bazı Hastalıklar Hafif Atlatılır, Bazı Hastalıklar Daha Ciddi Sonuçlar Doğurur. Yatalak Veya Sakat Bırakır. Hatta Bazen Ölümle Bile Sonuçlanabilir. Eşyalarınızın Kaybolmasına veya Bozulmasına Neden .
Nazar En Çok Kadınlara ve Çocuklara Tesir Eder.

efendimizin zamanında Esed oğullarından nazarı değen bir kimse var idi. Üç gün bir şey yemez, sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçen bir deveye bakıp, (Bunun gibi bir deve hiç görmedim) der demez, deve yere düşer hastalanırdı. Müşrikler, bu adamı bulup efendimizi nazarla öldürmesini istediler. Cenab-ı Hak da Resulullahı bunun nazarından korumuştur. Bu hususta Kalem suresinin (Nerede ise, kâfirler seni gözleri ile yıkacaklardı) mealindeki 51. âyet inmiştir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
[Taberani] (İnsanların yarısı nazardan ölür.)

[İbni Adiy] (Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar.)

[Müslim] (Nazar haktır.)

Kendisine Nazar Değer Bir Kimse Aşağıda Verilen Duaların Bazılarını Veya Tamamını Okumalıdırlar.
1- Fatiha, Âyet-el kürsi ve dört kul [Kâfirun, İhlas, Felak, Nas sureleri] 7şer defa okunup hastaya üflenirse, büyü, nazar ve her dert için iyi gelir. Tuza okunup, suda eritilerek içmek de olur. Bir hadis-i şerifte de, (Fatiha ile Âyet-el kürsiyi okuyana, o gün nazar değmez) buyuruldu. (Deylemi)

2- Bir hadis-i şerifte, (Sabah akşam, [ ile] 3 defa “Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil Erdı ve lâ fissemâi ve hüvessemi’ul alim” okuyan, büyü ve nazardan korunur) buyuruldu. (İbni Mace)

3- Âyet-el-kürsi, Fatiha, iki kul euzü ve Kalem suresinin sonunu okumak çok iyi gelir. (Medaric)

4- Peygamber efendimiz, iki kul euzüyü okuyup buyurdu ki: (Bu iki sure ile [belalardan, nazardan] korunun! Hiç kimse, bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz.) [Ebu Davud]

5- (Euzü bi-kelimâtillahittâmmeti min şerri külli şeytânin ve hâmmetin ve min şerri külli aynin lâmmetin) tavizini, sabah akşam 3 defa okunup kendine veya hastaya üflenirse, nazardan, cin, şeytan ve hayvanların zararından korur. (Mevahib)

6- Peygamber efendimiz nazar için (Allahümme barik fihi ve la tedarruhü) okurdu. (İbni Sünni)

7- Nazarı değen kimse veya herkes, beğendiği bir şeyi görünce Mâşâallah demeli, ondan sonra o şeyi söylemelidir. Önce Mâşâallah deyince, nazar değmez. Hadis-i şerifte, (Hoşa giden bir şeyi görünce, “Mâşâallah la kuvvete illa billah” denirse o şeye nazar değemez) buyurdu. (Beyheki)

8- Nazardan korunmak için âyât-i hırz denilen âyetleri okumalı ve üzerinde taşımalıdır.

9- İbni Âbidin hazretleri (Tarlaya kemik, korkuluk, hayvan kafası koymalı. Bir , ürününe nazar değmemesi için ne yapacağını sorunca, Resulullah, (Tarlaya hayvan kafası as) buyurur. Bakan kimse, önce bunu görüp tarladaki ürünü sonra görür) buyuruyor. (Redd-ül-muhtar)

10- Tivele, temime ve efsun caiz değildir. Manasız veya küfre sebep olan rukyeyi okumaya Efsun denir. Nazarı bizzat önlediğine inanılan nazarlıklara Temime denir. Şirinlik muskası denilen rukyelere Tivele denir. Rukye, okuyup üflemek veya üzerinde taşımak demektir. Rukye, âyet ve hadis ile bildirilen dualarla yapılırsa taviz denir. Taviz ise caizdir. Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu. (İbni Mace)

11- İmam-ı Rabbani hazretleri, talebeleri ile, uzak bir yere giderken, gece, bir handa kaldılar. (Bu gece bir bela zuhur edecektir. [Besmele ile] (Bismillâhillezî lâ yedurru me’asmihi şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semî’ul alîm) duasını üç defa okuyun) buyurdu. Gece büyük yangın oldu. Her odada eşyalar yandı. Duayı okuyanlara bir şey olmadı. Dert, bela, fitne, hastalık, nazar, sihir ve zalimlerin şerrinden korunmak için, sabah akşam, İmam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiğini hatırlayarak, 3 defa okumalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bismillâhillezî lâ yedurru me’asmihi şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semî’ul alîm) duasını sabah 3 kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.) [İbni Mace]

Tags: , , , , , , ,
İslam, İslam Dini Gerçekler kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | 1 yorum

Kur’an, tesbih ve sadakaGoogle

Sual: Kur’an okumak, zikir çekmek, sadaka vermek ve nafile oruç tutmak gibi ibadetlerin hangisi daha sevabdır?
CEVAP:
Kur’an-ı kerim okumak, daha sevabdır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Namazda Kur’an okumak namaz dışında okumaktan daha faziletlidir. Namaz dışında Kur’an okumak, [Namazlardan sonra okunan] Sübhanallah, Elhamdülillah ve Allahü ekber söylemekten daha sevabdır. Bu tesbihleri söylemek, sadakadan, sadaka ise, nâfile oruçtan daha faziletlidir. Oruç ise ateşine karşı kalkandır.) [Beyhekî]

Yara kabuğunun düşmesi
Sual: Yara kabuğunun düşmesiyle, su değmemiş kuru yer kalacağı için, abdest bozulmuş mu?
CEVAP:
Hayır, abdest bozulmuş olmaz. (S. Ebediyye)

Yumurtayı yıkamak
Sual: Kabuğunu yıkamadan, yumurtayı suda kaynatıp, yemek mıdır?
CEVAP:
Yumurtanın kabuğu necis olmadığı için yıkamadan kaynatıp yemek haram olmaz, ama olur. Yıkayarak kaynatmalıdır.
Kaynak:Dinimiz islam.com

Tags: , , ,
İslam, İslam Dini Gerçekler kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Sonluyla sonsuzun kıyasıGoogle

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Bugün insanlar, bir bardak suda fırtına koparıyorlar. Neden? Çünkü bu bardağa sığmak, bu bardağın içinde yer almak istiyorlar. Tabiî küçük olan bardağın içi, hemen dolup taşıyor ve kördüğümün içinde kavga başlıyor. Hâlbuki büyüklerimiz, (Bu bardağın dışı sonsuz hayat, bardağın içine girmemeli) diyorlar. O hem bardağın kendisi, hem de suyun kendisi çok cüzi kalıyor. Çünkü sonsuzun yanında sonlu, sıfırdır, yoktur. Matematik böyle söylüyor. En büyük sayıları sonsuza bölseniz, netice sıfır .
Bu yüzden, dünya denilen bu bardaktan dışarı çıkan, bardağı küçük görür. Ne kadar küçük görür? Ne kadar bardaktan uzaklaşırsa, o kadar çok küçük görür. Bardağın yanında, yine bardak büyük görünür. Nitekim Şah-ı Nakşibend hazretlerine biri demiş ki:
- Efendim filan yerdeki bir zat, (Ben bütün dünyayı tabağın içinde görüyorum) diyor.
- Biz de bütün kâinatı tırnağımızın ucunda görüyoruz, buyurmuş.
efendimiz, (Bu dünyada için olmayan her şey melundur) buyuruyor. Bu dünya neden melundur? Çünkü içine dalan artık âhireti görmez. Dostu da dosttan koparır. Bu dünya melundur, çünkü para, rütbe, etiket, takdirler, tenkitler insanı değiştirir, maksadı bunlar olur, bunlar için yaşar, çalışır. (Biz ibadet yapıyoruz, hizmet ediyoruz, çalışıyoruz) denirse, eğer bunlar Allah için değilse, onlar da melundur. Allah için olmayan dünyalıklar da melundur. Haramlar, günahlar, öfkeler, şehvetler, dedikodular, gıybetler, iftiralar melundur. (Biz bu günahları işlemiyoruz, şarap içmiyor, etmiyor, hizmet ediyoruz) denirse, (Bunları niye yaptın?) diye sorulacaktır. Eğer, desinler diye yapılmışsa, o da melundur, çünkü Allah için değil. Her ne yapılarsa yapılsın, (Niçin yapıyoruz?) sorusuna cevap hazırlamalı. İbadetleri de, hizmetleri de Allah için yapmalı, melun olmamalı.
Dünyada en büyük tehlike şirktir. Hiçbir Müslüman bilerek şirke girmez, ama şirke götüren yollara sapanlar az değildir. Bu yollar da , ucup, riya, kendini başkasından üstün görmek veya bir başkasını hakir görmek gibi günahlardır. Bir de, işlemek zamanla normal hâle gelir ve insanı küfre sokar. Onun için günahtan çok sakınmalıdır.
Kaynak:Türkiye Gazetesi

Tags: , , , , , ,
İslam, İslam Dini Gerçekler kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Helâlle haramın aslıGoogle

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Haramlara dalan, haramların aslına kavuşur. Haramın aslı, ateştir. Çay yerine, meşrubat yerine şarap içen, onun aslına kavuşur. Helâli tercih eden ise, helâlin aslına kavuşur. O da nimetleridir. Her şeyin aslı, Cennette veya Cehennemdedir.
Bir talebe, kenarında otururken hocasına sorar:
- Efendim, Cennette de, şu karşıda gördüğümüz gibi yalılar, kayıklar olacak mı?
- Kardeşim, hani yalı, hani kayık? Bunların hepsi hayâl. Bugün var, yarın yok. Bunlara var denmez, bunlar rüya. Hakiki, kalıcı olan köşk, yalı, sandal, deniz, hepsi Cennettedir. Orada gözlerin görmediği, kulakların işitmediği nice nimetler var. Bugün insanlar bunlarla eğleniyor gibi gözüküyorlar, fakat kahır ve üzüntü içindeler, eve girdiklerinde de sıkıntıları bitmiyor. En büyük üzüntüleri, bütün bu varlıklarını bırakıp gidecek olmaları. Cennette ise bırakıp gitmek yok.
Cenab-ı Hak, bu hayâl sevgisinden, hayâl peşinde koşmaktan bizi kurtarsın. Biraz sabredelim de, Rabbimizin razı olduğu o büyük nimetlere kavuşalım.
Herkes her an bir yol ayırımında. Yani yol ayırımı, bir defaya mahsus değil. İnsanın ağzından çıkan her kelime, insanın her hareketi, her bakışı, her nefesi, mutlaka insanın ya sağ tarafına yazılır, ya tarafına. Hiçbiri boşlukta kalmaz. Fakat düşünceler böyle değildir. İçimiz fısk dolu olsa, kötülükler düşünsek, ama yapmasak, Allahü teâlâ merhametinden onları yazmıyor. Ama iyi, hayırlı bir şey düşünsek, hemen yazılıyor.
İnsan, hayvanlar gibi başıboş bırakılmış değildir. Mutlaka mesuliyeti vardır. Bütün kâinatı her an varlıkta durduran Cenab-ı Hak, her an, (Ey kulum! Sana verdiğim bu nimeti, bu fırsatı nasıl değerlendiriyorsun? Hayırda mı, şerde mi?) diye bizi imtihan ediyor. Hayır veya şer olmaması, yani boşlukta olması mümkün değil. Çok insanlar vardır boşlukta gibi gözükür, fakat iyi niyet sahibidir, hep sevab yazılır. Kimi insanın yaptığını ibadet zannederiz, hâlbuki onun niyeti bozuktur, hepsi olarak yazılır. Onun için tasavvufta hep kalbe, niyete önem vermişler, kalbin iyi düşüncelerle dolmasını istemişler. Kalbi kurtardı mı, bütün organlar iyi işlemeye başlar. Hep hayra vesile .
Kaynak:Türkiye Gazetesi

Tags: , , , , ,
İslam, İslam Dini Gerçekler kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kaza namazı olmayanın kaza kılmasıGoogle

Sual: (Kazası olmayan kimse, akşam ve vitri ederse nafile . Bunun için üç rekât kılınması ) deniyor. Sünnetleri kılarken kazaya da niyet edince akşamı ve vitri kılarken üç rekât kılmamız yanlış mı oluyor?
CEVAP:
Hayır, yanlış olmuyor. Merhum hocamız ömürleri boyunca böyle kılmıştır. efendimiz, rızası için, farzın yanında bir namaz daha kılardı. O kıldığı için farzların yanında namaz kılmamız bize olmuştur. Bu namazların yerinde kaza kılınca, Resulullah efendimiz gibi farzın yanında bir namaz kıldığımız için yerine gelmiş oluyor. Kaza kılarken vaktin sünnetine de niyet edince, ayrıca niyet sevabı da alınıyor.
Kazası olmayan, sünnet olarak bildirilen yerlerin dışında, üç rekât olarak akşamın farzıyla vitri kaza ederse bu nafile olur, nafileyi de tek rekât kılmak tahrimen mekruhtur. Fakat beş vaktin sünnetleri, Duha, Teheccüd ve Evvabin gibi namazları kılarken kazaya da niyet edince, Resulullah efendimiz, o vakitlerde namaz kıldığı için, kazası yoksa bu namazlar Sünnet oluyor.
Kazası olmasa da, ömür boyu kıldığı bütün namazları kaza etmek iyi olur. Eğer bu, namazlarındaki noksanlık ve kerahetten dolayı yapılmışsa, daha güzel olur. Önceki Müslümanlardan pek çoğu, mekruh kılınmış olabilir şüphesiyle kıldıkları namazları kaza etmiştir. Bu kazaları, sabah ve ikindi namazlarından sonra kılmamalı, çünkü kazası olmayanın, sünnet olarak bildirilen yerlerin ve zamanların dışında kıldığı nafile olur. Bu vakitlerde ise nafile kılınmaz. Muzmerat’ta da böyledir. (Hindiyye)

Tags: , , , ,
İslam, İslam Dini Gerçekler kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kibir ve BüyüklenmekGoogle

Sual: Kitaplarda, ( kibriya sahibi) deniyor. Kibriya ise büyüklük yani demekmiş. kibri yasaklarken, kendisi niye kibir sahibidir?
CEVAP:
Bu, çok tuhaf bir sorudur. İnsanlar tenkit edilebilir, ama Allah da tenkit edilir mi hiç?
Bir okuyucu da efendimizin, (Ben peygamberlerin efendisiyim ve şefaat edicilerin ilkiyim) sözü için, (Peygamberimiz niye kendini övüp kibirleniyor?) diye sormuştu.
Allah ve Resulü hakkında sual sorarken çok dikkatli olmalı. Mesela, (Acaba burada ne denmek isteniyor) gibi edebe sormalı. Allah’ı ve Peygamberimizi tenkit eden kâfir .
Başbakanın, cumhurbaşkanının, (Bizim görevimiz şu) demeleri kibir olmaz. Böyle demek, övünmek değil, gerçeği bildirmektir. Bir peygamberin de, (Ben peygamberim) demesi övünmek değil, vazifesini bildirmek olur.
Bazı kelimeler birkaç anlamda kullanılabiliyor. Bazıları da yanlış olarak kullanılıyor. Mesela kaptan, gemi sürücüsü iken, şimdi şoförlere de kaptan deniyor. Hâfız, hadis âlimi demektir. Bugün Kur’an-ı kerimi ezbere okuyana hafız deniyor. Hattâ Kur’an-ı kerimi ezberlemeye giden çocuğa bile hâfız deniyor. Bu yanlış kullanımlardan dolayı bazı ifadeler doğru anlaşılamıyor.
Kibir, büyük ve büyüklük demekse de, Türkçede daha çok, kendisini büyük gösterme, kendisini, başkalarından üstün görme hastalığı olarak kullanılıyor. Kibir, insanlar için büyük hastalıktır. Bu mânada hâşâ Allah için kullanılmaz.
Kebir de büyük demektir. Ekber en büyük demektir. Büyüklük yalnız Allah’a mahsustur. Hiç kimse, Onun gibi büyük olamaz. Birisine peygamber demek yanlış olduğu gibi, peygambere de Allah demek yanlıştır, ama Allah’a Allah demek, (Allah en büyüktür) demek yanlış olmaz. Bir kimsenin (Ben yaratıcıyım, ben en büyüğüm) demesi, kibirdir, yalandır, ama Allahü teâlânın (Ben yaratıcıyım) demesi gerçeği söylemektir.

Ne kadar çirkin

Halka bakılır şaşı,
Gizli yapılır aşı,
Şeref artık çağdışı,
Demek ne kadar çirkin!

Konuşurlar edepsiz,
Değil bunlar sebepsiz,
Abduh gibi mezhepsiz,
Olmak ne kadar çirkin!

Harama sokmak kaşık,
Renksize olmak âşık,
Haine yeşil ışık,
Yakmak ne kadar çirkin!

Bozdular milyonları,
Satılmış piyonları,
Sicilli masonları,
Övmek ne kadar çirkin!

Neden çoğalmış haset?
Çıkarılmış çok kaset,
Millî olan işe set,
Çekmek ne kadar çirkin!

Oldular hak yerici,
Hakkı yere serici,
Müslümana gerici,
Demek ne kadar çirkin!

Maruz kaldık illete,
Düşürdüler zillete,
Suçlu diye millete,
Sövmek ne kadar çirkin!
Kaynak:Türkiye Gazetesi

Tags: , , ,
İslam, İslam Dini Gerçekler kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Boşanmada mehirGoogle

Boşanmada
Sual: Evlenirken, hanımımın kapalı ve namaz kılan biri olmasını istedim. Açık bir kıza teklif ettim. Kabul etti ve evlendik. Sonra açılıp saçıldı. Namazı bıraktı. Müslümanlığı kabul etmiyorum, dedi. Beni bırakıp gitti. Yani boşandık. Mehir borcumu vermem gerekiyor mu?
CEVAP:
Vermek gerekmez. Çünkü kadının olması veya hürmet-i musahereye kasten sebep olması gibi, kadının sebep olduğu ayrılmalarda, vermek gerekmez. Verilmişse, erkek hepsini geri alır.

Tags: , , ,
İslam, İslam Dini Gerçekler kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Allah için Ziyaret Ne Kadar Önemlidir?Google

Sual: için ziyaretin önemi nedir?
CEVAP:
Önemi büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ buyurdu ki: Benim için birbirini seven, benim için toplanıp dağılan, benim için birbirini eden, benim için birbirine yedirip içireni severim.) [İ. Malik]
(Arkadaşını Allah rızası için ziyaret edene, bir melek, “Ne güzel oldu, Cenneti hak ettin” der. Allahü teâlâ da, “Kulum beni ziyaret etti. Ağırlaması bana aittir. Onun için, Cennetten başka bir ziyafete razı olmam” buyurur.) [Bezzar]
(Din kardeşini ziyaret eden, dönene kadar, rahmet içindedir.) [Taberani]
(Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, birbirini Allah için ziyaret eden, Allah için sevip yardım edenler için hazırlanmıştır.) [Taberani]
(Bir mümini ziyaret için evinden çıkana, 70 bin melek, “Ey Rabbimiz! Senin rızan için ziyarete giden şu kuluna rahmet et, ondan razı ol” diye dua eder.) [Taberani]
(Din kardeşini ziyaret edene, Cennette bir derece verilir.) [Ey Oğul İlmihali]
(Mümin kardeşini ziyaret edip müsafeha eden kimselerin, elleri ayrılmadan, ağaçtan yaprak dökülür gibi, günahları dökülür.) [Ey Oğul ilmihali]
(Âlimi ziyaret eden, beni ziyaret etmiş gibi sevaba kavuşur.) [Taberani]
Allahü teâlânın emriyle, bir melek, arkadaşını ziyaret için köye giden birine sordu:
- Böyle nereye gidiyorsun?
- Şu köydeki din kardeşimi ziyarete gidiyorum.
- Bunun sana bir iyiliği, bir yardımı dokundu da, onun için mi gidiyorsun?
- Hayır, sadece ben onu Allah için sevdiğimden gidiyorum.
- Müjdeler olsun sana! Beni Hak teâlâ gönderdi. Hiçbir menfaat ummadan arkadaşını ziyarete gittiğin için, Rabbimizin sevgisine kavuştun. (Müslim, Hâkim)

Tags: , ,
İslam, İslam Dini Gerçekler kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Evden Sağ veya Sol Ayakla ÇıkmakGoogle

Evden çıkarken
Sual: Ateist biri, (Müslümanlığın ilkelerini biz de biliriz. Ben evimden sağ ayakla çıkarım) diyor. Evden sağ ayakla çıkmak yanlış değil mi?
CEVAP:
Ateist, bu konuda bilmeden doğru söylüyor. Ateistin evinde, ibadet edilmeyip işlendiği için, sağ ayakla çıkılır. Meyhaneden, kiliseden, tuvaletten sağ ayakla çıkılır. Müslümanın evinden, camiden çıkarken ayakla çıkılır.
Kaynak:Türkiye Gazetesi

Tags: ,
İslam, İslam Dini Gerçekler kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Günahkar Akrabayla Görüşmek Doğru mu?Google

Fâsık akrabayla görüşmek
Sual: Amca, dayı, hala ve teyze gibi fâsık akrabalarım, bizi evlerine davet ediyorlar. Dine aykırı işler yapılıyor. Hanım gitmeye rıza göstermiyor. Ne yapmak ?
CEVAP:
Hanımın mazereti var dersiniz, kendiniz gidip edebilirsiniz. Kendiniz de gidince işleyecekseniz, kendiniz için de bir bahane bulmalısınız.
Kaynak:Türkiye Gazetesi

Tags: ,
İslam, İslam Dini Gerçekler kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İki Türlü Dua Vardır.Google

Dua iki türlüdür
Sual: Sebeplere yapışmadan dua etmek mudur?
CEVAP:
İstenilen şeyin sebeplerine de yapışmak gerekir. Dua, iki türlüdür:
1- Lafzî dua: Allahü teâlâdan lafızla yani sözle istemektir. Bu duanın kabul olması için şartlar vardır. Bu şartlar, dua edenin Müslüman olması, ihlâs sahibi olması, namazlarına devam etmesi, fâsık olmaması, üzerinde kul hakkı bulunmaması gibi hususlardır.
2- Fiilî dua: İstenilen şeyin sebebine yapışmaktır. Allahü teâlâ, her şeyi, bir sebeple yaratmaktadır. Allahü teâlâdan bir şey isteyenin, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapması lazımdır. Mesela, bir yeri ağrıyanın, ağrı kesici bir ilaç kullanması lazımdır. Bu ilacı kullanması, fiilî dua etmek . Fiilî duanın kabul olması için, sebebin tesirinin kesin olması, iyi bilinmesi lazımdır.
Müslümanın, iyi ve caiz olan şeylerin sebeplerini bilip, dua için, bu sebepleri yapması lazımdır. Bu sebepler yapılınca, Allahü teâlâ, istenilen şeyi yaratır, çünkü sebepleri yapılan şeyi yaratması âdetidir. Aç olanın bir şey yemesi, fiilî sebebe yapışmak, fiilî dua etmek olur. (Ey Oğul İlmihali)

Tags:
İslam, İslam Dini Gerçekler kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

İmanı muhafaza etmek için nelere dikkat etmeli?Google

Sual: İmanı muhafaza etmek için nelere dikkat etmeli?
CEVAP:
İman, beş katlı bir kaleye benzer. Bunlar, bakır, demir, tunç, gümüş ve altın katıdır.
1- Bakır katı, edeplerdir.
2- Demir katı, sünnetlerdir.
3- Tunç katı, farzlardır.
4- Gümüş katı, ihlâstır.
5- Altın katı, Allahü teâlânın rızasıdır.
Edebleri gözetmeyen, sünnete yol bulamaz. Sünnete uymayan, farza yol bulamaz. Farzı tutmayan, ihlâsa yol bulamaz. İhlâsı olmayan da, Allahü teâlânın sevgisine kavuşmaya yol bulamaz. (Ey Oğul İlmihali)
Demek ki, son yani beşinci kata çıkabilmek için, sırayla, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü katlardan geçerek çıkmak gerekir. Diğer katları geçmeden beşinci kata çıkılamaz.

Bu yazı için etiket yok.
İslam, İslam Dini Gerçekler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Faiz Alanlar Sonsuza Kadar Cehennemde mi Kalır?Google

Sual: Başta Diyanet’inki olmak üzere okuduğum her mealde, Bekara sûresinin 275. âyetinde, ( yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Zaten alışveriş de gibidir” demelerindendir. Oysa , alışverişi , kıldı. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de, faizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir, onun işi Allah’a aittir. Kim faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır) deniyor. Diğer meallerde de ebedî kalır, sonsuz kalır deniyor. işleyen niye ebedî Cehennemde kalıyor?
CEVAP:
Tefsirden, mealden din öğrenilmez. Faiz haramdır, haram işleyen ebedî Cehennemde kalmaz. Hadis-i şerifleri bile okuyanlar böyle yanlış hükme varırlar. Mesela, ( edenden iman çıkar), (İçki içenin imanı gider), (Namaz kılmayan kâfirdir) hadis-i şeriflerini okuyan da, bu günahları işleyenlere kâfir der.
Faiz de büyük günahtır. Faiz alıp verene kâfir denmez. Faizin haramlığına inanmayan kâfirdir ve ebedî Cehennemde kalır. Faiz alıp verdiği için değil, faizi helâl saydığı için ebedî Cehennemde kalıyor. Ali Fikri Yavuz’un mealinde, (Kim de, haram olan bu ribayı helâl diye yemeye dönerse, işte onlar cehennemliktir, o ateşte ebedî olarak kalacaklardır) deniyor. Böyle açıklamalı yazılınca, yanlışlığa fırsat verilmemiş oluyor. Bir şeyin hükmü mealden değil, fıkıh kitaplarından öğrenilir. Bu bakımdan fıkıh ilmini bilmeden âyet ve hadis okumak çok yanlıştır.

Var mı?

Fâni dünya yedi başlı,
Sana gelip gülen var mı?
Benim gibi gözü yaşlı,
Ağlayarak kalan var mı?

Bekler beni mezar taşı,
Gözlerimin akar yaşı,
Benim gibi dertli başı,
Şu cihanda gören var mı?

Kimi gözyaşından,
Çok samimi kardaşından,
Bencileyin yoldaşından,
Darılıp ayrılan var mı?

Hislerimi gizliyorum,
Yarenleri özlüyorum,
Ölenleri gözlüyorum,
Gidenlerden dönen var mı?

Tevbe ettim günahlara,
Yalvardım yüce Gaffar’a,
Yunus gibi yüzü kara,
Şu cihana gelen var mı?
Kaynak:Türkiye Gazetesi

Tags: , , , , , , , ,
İslam, İslam Dini Gerçekler kategorisine gönderildi | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bismillah Demek Yeterli midir?Google

Sual: çekerken, demek yeterli midir?
CEVAP:
Evet, yeterli , ancak he harfini belli olacak şekilde çıkarmalı, () dememeli. Yani (Bismillah) denirse, besmele çekilmiş olur. () demek daha uygundur.

Tags: , , , ,
Genel kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İki öğün yemekten fazlası israf mıdır?Google

İki öğün yemek
Sual: (İki öğün yemek yemek israftır) deniyor. Biz üç öğün yiyoruz. İsraf mı oluyor?
CEVAP:
Acıkmadan önce, günde ikinci defa yemek israftır, fakat acıkınca üç hattâ dört kere yemek israf olmaz. Hazret-i Âişe validemiz anlatır: Günde ikinci defa yemek yiyordum. Resulullah, (Ya Âişe, günde iki kere yemek israftır. Allahü teâlâ, israf edenleri sevmez!) buyurdu. (Beyheki)
Muhammed Hadimi hazretleri, burayı şöyle açıklıyor:
Resulullah efendimiz, Âişe validemizin, ikinci yemeği acıkmadan yediğini anlayarak böyle buyurmuştur. Yoksa kefaretler için günde iki kere yedirmek lazımdır. (Berika)
İsraf olsaydı, kefaretler için iki kere yemek yedirilmezdi.
Oruç tutarken de, günde iki öğün yani hem iftarda, hem de sahurda yemek yenir. İsraf olsaydı, (Sadece iftar veya sadece sahur yemeği yiyin!) denirdi. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(İftarda, sahurda ve misafirle beraber yenen yemekten dolayı sorgu sual olmaz.) [Deylemi]
Günde iki öğün yemeye israf demek, doyduktan sonra veya hazmedilmeden, acıkmadan tekrar yemek israf demektir. Yoksa , bir öğünde yediğini, azar azar üç veya dört seferde yiyebilir.
Kaynak:Türkiye Gazetesi

Tags:
İslam, İslam Dini Gerçekler kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın